SanDisk'in yöneticisi Eli Harari bugün çarpıcı açıklamalarda bulundu. Harari'ye göre katı durum disklerinin (SSD) yeterince başarım gösterememesinin sorumlusu Windows Vista imiş. Tamam, ilk çıkan SSD'lerin yaşadıkları sorunlar ve yavaşlıkları için günah keçisi işletim sistemleri olarak gösterilebilir ancak hepimiz biliyoruz ki şu anda üretilen SSD'ler başarım olarak son derece iyi durumdalar. Yani, SSD'lerin başarımı sabit disklere göre oldukça değişken. Öyleyse Windows Vista, Harari'nin iddiasının aksine bu diskler için iyi optimize edilmiş olsaydı çok daha yüksek performans mı elde edecektik? Kendisi bu konuda yeterince teknik bilgi vermediğinden sağlıklı bir yorum yapmak güç ancak ima etmek istediği şey bu olmalı.
Harari, Vista'nın SSD'ler için iyi optimize edilmediği için SSD'lerin Vista'ya uyumlu olarak üretilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Zaten SanDisk'in yakın zamanlarda duyuracağı yeni ürünlerin kontrolcüleri farklı yapıda olacak. Buradan anladığımız kadarıyla kapasite miktarı yüksek fakat başarımı SLC tipi SSD'lere göre düşük olan MLC tipi katı durum disklerinin performansı Vista üzerinde hatırı sayılır oranda artacak ve buna bağlı olarak fiyatlarda da önemli miktarlarda düşüş gözlenebilir. Çünkü MLC (multi-leve cell) tipi SSD'lerin üretim maliyeti SLC'lere nazaran çok daha azdır.
Öte yandan SanDisk, kendi ürünlerinin diğer firmaların ürünlerinden daha düşük başarım göstermesinin bir bahanesi olarak bunu ileri sürmüş olabilir. Zira OCZ'nin uygun fiyatlı yeni Core serisi SSD'lerinin başarımı 10,000 devirlik sabit disklerden aşağı kalmıyor.
GPS destekli cihazları kullananlarınız varsa, bu teknolojinin konum bulmakta bazen ne kadar yararlı olduğunu bilirsiniz. Standart bir bilgisayara yakın donanımlara sahip akıllı cep telefonlarının standart özellikler listesine giren GPS teknolojisini gelecekte Ay yüzeyinde araştırma yapacak olan astronotlar kullanacak. Şüphesiz ki dünyamızın uydusu ay kaybolmak için pek de uygun bir yer değil.
Elbette GPS'in kullanılabilmesi için ilk önce ayın etrafında dönen bir uydu lazım fakat daha önce Spirit ve Opportunity gibi Mars robotlarının yazılımlarını hazırlayan ekipte bulunan Profesör Ron Li, sadece yazılımsal yöntemlerle astronotlara ayda yol göstermeyi planlıyor. Bu durumda konum tespiti ay ışığı sensörleri, stereo kameralar ve yörüngesel görüntü sensörleriyle yapılacak.
NASA'nın 2020 yılında aya ikinci kez insan göndermesi bekleniyor.
Bu haberi görüntülediğiniz web tarayıcınızın sürümü eskimiş olabilir çünkü Google'ın güvenlik günlüğünde yazanlara dikkat edecek olursak internet kullanıcıların tam %40.9'u web tarayıcılarının en yeni versiyonlarını yüklememiş.
ETH Zurich'deki araştırmacıların Google ve IBM ile ortaklaşa hazırladığı bu araştırma sonucuna göre dünya üzerindeki internet kullanıcılarının %59.1'i tercih ettikleri web tarayıcılarının en son çıkan versiyonunu kullanıyor. Yalnız raporda dikkat edilmesi gereken nokta, geçtiğimiz haziran ayında Firefox kullanıcılarının %92.2'sinin o sıralar Firefox 2 çalıştırırken (Firefox 3 daha çıkmamıştı), Internet Explorer tercih edenlerin sadece %52.5'inin Firefox 2'den bir hafta önce çıkarılan (2006 ekim) Internet Explorer 7'ye terfi etmiş olmaları. Tercih edilen web tarayıcılarının en güncel güvenlik yamalarını kullanma oranları da benzer: Firefox %83.3 ve Internet Explorer %47.6. Safari ve Opera ise %65.3 ve %56.1'lik oranlara sahip.
Elbette en yeni web tarayıcılarını kullanmanız güvenliğinizi %100 garanti etmez fakat ne kadar eski sürüm kullanırsanız internetten gelecek saldırılara da o kadar zayıf olursunuz.
Bilgisayarların boyutları artık cep telefonlarımıza kadar indirgendi. Üstelik bugün bir masaüstü sistem toplamanın maliyeti 300$'a kadar geriledi. Bilgisayar sahibi olmak 10 sene önceki kadar zor değil. Tüketici açısından üç kriter çok önemlidir: fiyat, boyutlar ve enerji tüketimi. Bunların ikisinin bugün hangi noktaya geldiğini az önce işaret ettik fakat peki ya enerji tüketimi? Her küçük ve ucuz olan sistem az enerji harcar mı? Intel'in sadece netbook ve sub-notebook tipi bilgisayarlar için ürettiği Atom işlemcili sistemler en fazla 30W civarı güç harcıyor. Bu değer günümüz masaüstü bilgisayarlarının neredeyse onda biri gibi fakat Cherrypal adlı bir şirket dünyanın en cimri bilgisayarını ürettiğini iddia ediyor.
TGDaily'nin haberine göre sadece 3,4 x 15,4 x 11,1 cm boyutlarındaki internet bilgisayarı yalnızca 2W güç harcıyor. Bu nasıl mümkün oluyor peki? İşlemcisinden başlayalım. Bu bilgisayarda pahalı otomobillerin navigasyon sistemlerinde kullanılan üç çekirdekli, 400 MHz Freescale MPC5121w mobileGT işlemcisi kullanılıyor. Yalnız "Üç çekirdekli" ibaresi sizi şaşırtmasın, elbette performansının Atom'unki kadar bile olamayacağını söyleyebiliriz. Diğer yandan Cherrypal'in 256MB DDR2 belleği ve 4GB flaş hafızası var. Bilgisayar Debian Linux tabanlı bir işletim sistemiyle beraber geliyor ve Firefox web tarayıcısı mevcut. Diğer bileşenler ise 802.11 b/g Wi-Fi bağlantısı, iki USB, bir yerelağ, VGA ve ses çıkışı.
Cherrypal firması, bilgisayarın açılış süresinin 40 saniye kadar sürdüğünü belirtiyor. Üstelik bu bilgisayarlardan satın alan herkes "Cherrypal Cloud" web servisiyle bedavaya 50GB online depolama alanına sahip olacakmış.
250$'dan satılması beklenen bu küçük internet cihazı bu ayın sonundan itibaren satın alınabilecekmiş. Yalnız bir ekranla beraber gelmediğini de belirtelim.
LCD ekranların yavaş yavaş alınabilirlik seviyesine gerilediği 2005 senesini hatırlarsak eğer, 400-500$ seviyesinde rakamlara 17" boyutlarında LCD ekran alabiliyorduk. Fiyatlar zaman içerisinde geriledikçe 19" LCD ekranları daha sık görmeye başladık ve 19" ekranlara alıştıkça 17" ekranlar gözümüze ufak gelmeye başladı. 20" LCD'lere geçişimiz de uzun sürmedi, 2006 sonu ve 2007 senesi 20" ve 22" LCD'lerin yaygınlığının iyice arttığı dönemler ve her defasında büyük LCD monitör kullanmaya başladıkça diğerleri gözümüze daha ufak gelmeye başladı.
2007 yılının ortalarında itibaren 24" LCD ekranları piyasada görmeye başladık ve açık konuşmak gerekirse kişisel olarak yaklaşık 7-8 aydır "Acaba 24" LCD alsam mı?" diye düşünüp duruyorum. Dijital çıkışlı modellerin fiyatı bu zamana kadar hep 1000$'ın üzerinde olduğu için satın alma kararımı hep erteledim. Analog çıkışlı 24" LCD monitörlerin fiyatları 450-500$ seviyesine şu anda gerilemiş durumda ama 1920×1200 gibi yüksek çözünürlüklü bir LCD monitör için dijital çıkışın şart olduğunu düşünenlerdenim; analog bağlantı ile arasındaki kalite farkını anlamak çok kolay oluyor. 17" ve 19" LCD ekranların sadece analog çıkışa sahip olması çok problem değil, zira kullanılan çözünürülük 1280×1024 olduğundan pek sorun ortaya çıkmıyor. Ama çözünürlük yükseldikçe dijital bağlantıya olan ihtiyacımız artıyor ve kalite farkını daha kolay hissedebiliyoruz. Firmaların 20" ve daha büyük LCD ekranlarda genellikle analog modelleri piyasaya sokma nedenleri ise, TV'lere uygulanan ekstra verginin 20 inçten büyük dijital çıkışlı monitörlere de uygulanıyor olması. Ekstra vergiden dolayı dijital çıkışlı LCD monitörlerin fiyatları yukarı doğru çıkıyor ve kullanıcıların bütçeleri zorlanmaya başlıyor. Firmalar da rekabet için analog çıkışlı modelleri epey ucuza satıyorlar ve kullanıcıların önemli çoğunluğu sadece boyut, tepki süresi ve kontrast oranına bakarak LCD monitör aldığından bu ucuz LCD'lere rağbet epey fazla.
Bundan yaklaşık 2,5 sene evvel aldığım Philips 200W6CS 20" LCD ekran için yaklaşık 600$ gibi bir rakam ödemiştim. Dijital çıkışlı 24" LCD monitörlerin bu fiyat seviyesine gerilediğinde "satın alınabilirlik" seviyesine ineceğini düşünüyordum. Teknofiyat'ta dijital çıkışa sahip 24" LCD ekranları arattığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
Ürünler arasında panel farklılığı olduğundan da fiyatlar oynuyor; örneğin Fujitsu-Siemens'in kullandığı panel S-PVA olduğundan dolayı profesyonellere ve daha doğru renk görmek isteyenlere yönelik.
Lafı çok fazla uzatmadan, piyasada bulunabilen ve merak edilen ASUS'un 24" LCD ekranı MK241H modelini inceleyeceğiz. ASUS MK241H, ortalama bir fiyata DVI, HDMI gibi dijital bağlantıların yanı sıra, entegre webcam ve hoparlör gibi özelliklere sahip multimedya ve oyun kullanıcılarını hedefleyen bir monitör.
ASUS MK241H - Genel Özelliklerİlk olarak fiziksel özelliklerden başlayalım:
Monitör komple siyah kasaya sahip. Öndeki ASUS yazısının ve menü tuşlarının olduğu ince bar ise gri renkte.
24" LCD'yi boyut olarak 22" ve 20" LCD'ler ile karşılaştırmamızı isterseniz şöyle bir fotoğraf sunabiliriz:
Büyütmek için üzerine tıklayın.
Solda ASUS MK241H, ortada 22" LG Flatron W2252S ve sağda Philips 200W6CS var. Entegre hoparlörün yerleşimi eğer monitörü dikeyde veya yatayda uzatıyorsa bu kesinlikle çirkin bir görüntü oluşturuyor. ASUS MK241H'de entegre hoparlörler mınitörün arkasına yerleştirildiğinden karşıdan bakınca herhangi bir fazlalık oluşturmuyor. Yan çeperlerin ince olduğunu söyleyebiliriz:
Monitörün üst kısmında dönebilen entegre 1.3 megapiksellik webcam var:
Ayarlama tuşları monitörün sağ alt kısmına yerleştirilmiş ve ayarlara ulaşmak / değiştirmek son derece kolay:
Monitörün yükseklik ayarı yok. Sadece öne ve arkaya yatayabiliyor ve bu eğilme ise toplamda 25 derece:
Yükseklik ayarı monitör kullanırken özellikle tasarımcılar veya programcılar için çok büyük konfor sağlayan bir özellik. Ancak yükseklik ayarının yapılabildiği monitör sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Kişisel olarak monitör alırken yükseklik ayarının lup olmamasını artı hanesine kalın harflerle yazarım. Yükselik ayarı olmadığı için pivot özelliği de (dikey konuma getirme) yok.
Monitörün özellikleri minik etiketlerle belirtilmiş.
Monitörün yuvarlak bir tabanı var montajı kolay. Kutu içerisinden çıkan bir vida ile monitörün üst kısmını alt tabana sabitliyorsunuz. Samsung, LG ve Philips'in ürünlerinde bu vida genelde tabana yaylı bir mekanizma ile entegre edilmiş olarak gelir. Ancak ASUS'da bu entegre değil; demek istediğimiz, monitörü bir yere taşımanız gerektiğinde alt tabanı çıkartırsanız, tutturma vidasına dikkat edin:
Ürünün arkasında ASUS yazılı kapağı çıkartınca 100 x 100 mm'lik VESA uıyumlu duvara montaj deliklerini göreceksiniz:
Arka üst taraftan monitöre baktığımızda ise mikrofon girişi bulunuyor. Hoparlörler de üst arka üste yerleştirilmiş.
ASUS 24" MK241H LCD monitörde analog çıkışın yanında DVI-D ve HDMI 1.1 görüntü çıkışları bulunuyor. HDCP desteği de var. Bizim için önemli olan dijital bir çıkışın olması. HDMI olması, örneğin PlayStation 3'e sahipseniz işinize epey yarayacak.
ASUS MK241H'a birden fazla sistem de bağlayabilirsiniz. Mesela, DVI-D, HDMI ve Analog bağlantılara 3 farklı sistem bağlayıp bunların arasında geçişi güç düğmesinin yanındaki buton ile yapabilirsiniz.
Monitörün arkasında webcam için USB bağlantısı, hoparlör ve webcam'in mikrofonu için gerekli çıkışlar bulunuyor. Kutu içerisinden tüm gerekli kablolar çıkıyor.
Fiziksel özelliklerden bahsederken, üzerinde durmamız gereken en önemli konu monitörün boyutları. İlk olarak şunu söylemek lazım: 24" ekrana alışınca özellikle 20" ekran gözümüze epey küçük gelmeye başlıyor. Özellikle yayla gibi 1920×1200 çözünürlükte çalışmak büyük konfor. LCD'ler boyut arttıkça tükettikleri güç de, ağırlıkları da bununla doğru orantılı artıyor. ASUS'un spesifikasyonlarında 24 inçlik MK241H'nin 130 watt'dan daha düşük güç tükettiğini söylüyor. Bu rakam yaklaşık 17" CRT ekranın tükettiği güç kadar. ASUS MK241H'n in net ağırlığı ise 8.1kg. Henüz masamızı göçertecek kadar ağır değiller.
Ekran ÖzellikleriASUS MK241H'de TN panel kullanılmış. Desteklediği renk derinliği 16.7 milyon. TN panellerde artık 16.7 milyon renk desteği yaygın olarak verilse de, renklerin doğruluğu bir IPS veya MVA panel kadar iyi olmuyor. Ama her halükarda 16.2 milyon renkten iyi olduğunu belirtmek lazım.
2 ms'lik tepki süresi (gri - gri ), oldukça iyi. Kullanıcıların LCD monitör satın alırken en fazla dikkat ettiği noktalardan birisi de tepki süresi. Düşük tepki süresi sadece hızlı oyunlar için avantajı ortaya çıkan bir özellik. 2 ms'lik tepki süresi, fazlasıyla yeterli. Acemi kullanıcılar için önemli bir not: İyi bir 8 ms'lik LCD monitörde de oyun oynarken sorun yaşamayız. Tepki süresiyle ilgili olarak testlerimiz bir sonraki bölümde.
450 nit parlaklık değerinin yanında 3000:1 dinamik kontrast oranı var. Monitörlerde kullanılan dinamik kontrast değerleri, gerçek kontrast değerlerinden çok daha yüksek olur. Dinamik kontrast özelliğine sahip monitörler, kabaca, ekrandaki görüntüye göre sürekli kontrast ayarını en uygun seviyeye otomatik olarak getirir. Böylece sabit kontrast oranına göre farklı sahnelerde daha iyi karşıtlık oranı elde edilir. ASUS MK241H'nin statik kontrast oranı spesifikasyonlarda belirtilmemiş; sebebi de sanırız dinamik kontrastın sürekli aktif olmasından kaynaklanıyor. Örneğin 3000:1 dinamik kontrast oranı sunan Samsung 226BW'nın statik kontrast oranı 1000:1. Bu değerler oldukça iyi ancak kullanıcılar olarak farkları gözlerimizle görebilir miyiz? Bu çok zor. Zaten son yıllarda çıkan LCD monitörlerin kontrast değerleri ile ilgili bir sorun kalmadı. Kontrast değerlerinin en önemli olduğu noktalardan birisi karanlık filmler. ASUS MK241H ile de film izlemek epey keyifli ve doğal olarak karşılaştığımız bir problem yok.
Ekranın görüş açısı ise yatayda 170 derece, dikeyde 160 derece olarak belirtilmiş ve bu değerler 10:1 kontrast değişim oranına göre hesaplanmış. Biz kullanıcılar olarak, daha doğru bir gösterge olan 10:1 kontrast değişimine göre yapılan görüş açılarını kabul etmeliyiz. Bazı üreticiler 5:1 kontrast değişim oranını baz alarak görüş açısı değerlerini yazıyor ve doğal olarak yazdıkları değerler epey yüksek oluyor. Belinea gibi üreticiler, spesifikasyonlarına hem 5:1 hem de 10:1 oranlarla yapılmış görüş açısı ölçüm değerlerini koyuyorlar ve bu da kullanıcılar için çok önemli bilgi. ASUS her ne kadar MK241H'nin görüş açısı değerlerini 10:1 kontrast değişim oranında yazdıysa da çektiğimizde videoda göreceğiniz üzere özellikle alttan baktığımızda çabucak değişen görüntü, TN panellerde karşılaştığımız klasik sorunu işaret ediyor.
[See post to watch Flash video]
TN panelin doğasından kaynaklanan dar dikey görüş açısı tüm TN panel taşıyan LCD monitörlerde var. TN panelli LCD monitörlere yandan ve üstten baktığınızda oldukça kabul edilebilir görüş açısı sunarlar. Ancak alttan baktığınızda görüntü çok çabuk bozulur. ASUS MK241H'nin görüş açılarının bu bağlamda fena olmadığını söyleyebiliriz.
Bilgi: Görüş açısı, monitöre ne kadarlık açılarla baktığınızda görüntü / renklerin bozulmadan size gösterileceğini belirten bir ölçü. Büyük değerler her zaman daha iyidir ancak bu ölçümün neye göre yapıldığı önemli. Kontrast oranındaki az bir miktar bozulmanın (örneğin yaklaşık 100:1) görüntüde görülebilir bozulmaya yol açtığı bilinmektedir. Bazı üreticiler görüş açılarını 10:1 yerine 5:1 kontrast oranına göre belirlemektedir, bu durum ucuz bir TN-Film matriksin görüş açısını 150/140 yerine 160/160'a çıkarabilmektedir. Dolayısı ile 10:1 kontrast değişimi baz alınarak ölçülen görüş açıları, daha doğru değerlerdir.
OSD üzerinde işlem yapmak kolay.
ASUS, Splendid adını verdiği video teknolojisini yıllardır kullanıyor. ASUS MK241H'de de 5 tane Splendid'in hazır modu bulunuyor (Standart, Theater, Game, Night View, Scenery). İşin doğrusu, bu modların hiç birini kullanmayıp standart modda parlaklık ve kontrastı ayarlayarak kullanmanız en doğru karar olur. Normal kullanımda bu modların hiç birine ihtiyaç duymuyorsunuz. Mod değişimleri hakkında fikir vermek için ufak bir video çektik. Video bu konuda fazla fikir vermiyor zira ekranın parlaklığına göre kamera otomatik olarak kendini ayarlamaya çalışıyor:
[See post to watch Flash video]
ASUS MK241H ile beraber gelen entegre webcam'i denemek istediğimizde ise kutu içerisinde çıkan sürücülerle webcam'i çalıştıramadık. Lifeframe2 adlı yazılım MK241H moınitörü tanıyamadı. Web kamerayı çalıştırmak için ASUS'un sitesinden yeni sürücüleri çekmelisiniz. Normal şartlarda Windows XP ve Vista, gerekli USB bağlantısını yaptıktan sonra webcam için sürücü yüklemeseniz bile "USB Video Aygıtı" olarak webcam'i tanıyor. Ancak hem Vista hem de XP, webcam'i sürücü yüklemeden de USB Video aygıtı olarak görse de, çalıştırmak istediğimizde kameraya bir türlü ulaşamadılar.
ASUS MK241H'nin 2 ms'lik tepki süresini ölçmek için fotoğraf makinamızın pozlama süresini 1/1000 sn'ye getirerek bir çekim yaptık. Testi ise Pixperan adlı yazılım ile yaptık. Ekranda sağdan sola doğru hızlıca giden ufak bir araba var. 1/1000 sn'lik pozlama süresi, ASUS'un spesifikasyonlarında yazanın yarısı uzunluğunda. Yani monitörün tepkisinden daha hızlı çekim yapıyoruz.
Elde ettiğimiz sonuca bakalım:
Gayet başarılı. Yazılar ve görüntü arkadan takip ediliyor ama yazılar okunmuyor. Zaman zaman da şu görüntüyü elde ettik:
Yine başarılı bir tablo. Bu testte, görüntünün arkasında çok az hayalet oluşabilir. Bunları gözümüz algılamıyor. Tehlikeli olan durum, görüntünün hem önünde hem de arkasında kopyasının oluşması. Karşılaştırma amacıyla size birkaç markanın daha görüntüsünü sunacağız.
LG Flatron L206WU (2ms gri-gri):
Samsung 2232BW (2ms gri-gri):
Philips 200W6CS (8ms):
Son denememiz ise arka ışığın dağılımı ile ilgili:
Kenarlarda ışık dağılımı düzgün gözüküyor ancak ekranın sağ alt ve orta kısımda ışığın biraz daha fazla olduğunu görebilirsiniz. Bu panelden panele değişebilir ama bizim örneğimizde sonucun kötü olmadığını, TN panelli monitörlere kıyasla iyi olduğunu söyleyebiliriz.
Arka ışık dağılımın homojen olması, renkleri ve görüntüleri daha iyi görmemize yardımcı oluyor.
Örneğin Samsung 2232BW ile elde ettiğimiz sonuç şöyleymiş:
ASUS MK241H daha başarılı gözüküyor bu konuda.
Film izlerken, oyun oynarken kesinlikle hiç bir sorunla karşılaşmadık ve oldukça keyifli bir kullanım deneyimi yaşadık.
Kutu İçeriğiASUS MK241H'nin kutusunun içerisinden çıkanlar şöyle:
Kutu içerisinden HDMI kablo çıkmıyor. HDMI - HDMI kabloların fiyatları epey uygun olduğu için paket içerisine bir de HDMI kablo eklenmesi güzel bir jest olurmuş. İşin aslı, bu monitörü alan kullanıcıların çok büyük çoğunluğu için DVI kablo yeterli olacak gibi ancak PlayStation 3 gibi bir oyun konsolu için de böyle bir monitör almak isteyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla olacağından, üzerinde bangır bangır HDMI yazan bir monitörde kablo çıkmalıydı.
SonuçASUS MK241H'yi değerlendirmek zor değil. Öncelikle piyasada tuzlu olmayan dijital çıkışlara sahip 24" LCD monitör ihtiyacımız vardı, ASUS MK241H bu boşluğa yerleşebilecek bir fiyata sahip. Fiyat olarak da Teknofiyat'tan arama yaptığımızda karşımıza $675-$700 seviyesinde bir aralık çıkıyor.
ASUS MK241H'in özelliklerini toplu halde değerlendirecek olursak: Tepki süresi, kontrast değeri, parlaklık değerleri fazlasıyla yeterli seviyede ve bu anlamda monitörün bir sorunu yok. Renkler standart modda kullandığınız sürece gayet iyi gözüküyor ve ekran mat kaplama ve çerçeve ile geldiğinden yansıma gibi rahatsız edici unsurlar yok. ASUS'un Splendid adını verdiği ve 4 ön tanımlı mod içerisinde önerebileceğimiz bir mod yok. Standart modda kullanıp sadece parlaklık ve kontrast seviyesini ayarlamanız bu monitörü randımanlı kullanmanız için yeterli. Eğer kendiniz el ile daha detaylı ayar yapmak isterseniz, renk sıcaklığını ve renk tonlarını ayrıca ayarlayabilirsiniz.
Peki 24" boyutunda LCD monitöre ihtiyacımız var mı? Yazılımcı, tasarımcı, aynı anda birden fazla uygulama çalıştıran; kısacası daha yüksek çözünürlüğe ihtiyaç duyan bir kullanıcı iseniz satın alma listenize 24" LCD'ler çoktan girmiştir bile. Kişisel olarak yaklaşık 1 senedir gözüm 24" LCD ekranlarda. 1920×1200 gibi devasa bir çözünürlükte çalışmak, video izlemek çok keyifli.
Peki oyun oynamak için 1920×1200 çözünürlüklü 24" LCD monitör alınır mı? Bu sorunun tek kelimelik cevabı yok. Bildiğiniz gibi LCD monitörler sadece doğal çözünürlüklerinde net görüntü verirler. 24" LCD için bu çözünürlük 1920×1200. Bazı LCD monitörlerde, daha düşük çözünürlük kullanmamıza imkan tanıyan enterpolasyon ayarları oluyor. Örneğin 1920×1200 destekli bir monitörde 1280×1024 çözünürlük kullanabiliyorsunuz ama monitörün sadece ortasında görüntü oluyor. ASUS MK241H'de bu enterpolasyon seçeneği yok ama artık ATI ve NVIDIA ekran kartı sürücülerine bu özelliği yazılımsal olarak entegre ettiler. Güncel sürücüler ile LCD ekranınızda daha düşük çözünürlüğü kullanabiliyorsunuz; görülebilir alan azalmak kaydıyla tabii ki. Aşağıda doğal çözünürlüğü 1680×1050 olan 20" Philips 200W6CS'de 1024×768 çözünürlüğün 1:1 enterpolasyon ayarlarında nasıl göründüğünü görebilirsiniz:
Peki neden böyle birşeye ihtiyaç duyalım? Eğer kullandığımız ekran kartı 1680×1050 gibi çözünürlüğü kaldırmaz ise yapmamız gereken şey çözünürlüğü azaltmak. Ancak yukarıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere, bu şekilde oyun oynamak kesinlikle zevkli değil.
Demek istediğimiz şey şu: 1920×1200 çözünürlüğe sahip ASUS MK241H'de oyun oynamak isterseniz, keyif alabilmeniz için ekran kartınızın bu yüksek çözünürlükte iyi performans göstermesi gerekir. Crysis gibi bir oyunu tam detayları ile 1920×1200'de oynayayım dediğiniz anda yandınız mesela. Orta segment kartlar da bu çözünürlük için yetersiz kalacak genelde güncel oyunlarda. Dolayısı ile çözünürlüğü düşürmek zorunda kalacaksınız ve monitörünüzde küçücük bir görüntü ile başbaşa kalacaksınız. Eğer bu şekilde oyun oynayacaksanız, 24" LCD almanın bir anlamı yok.
Playstation 3 gibi bir oyun konsoluna sahipseniz ve Full HD çözünürlükte (1920×1200) oyun oynamak istediğinizde böyle bir LCD monitörü kullanmak isteyeceksinizdir.
ASUS MK241H'yi genel olarak değerlendirdiğimizde, karşımızda tüm bağlantıları destekleyen, entegre webcam'e sahip ve şık sayılabilecek bir 24" LCD monitör var. Eğer 24" LCD monitöre ihtiyacınız varsa, piyasadaki alternatiflerden bir tanesi ASUS MK241H. Görüntü kalitesiyle ilgili sorun yaşamadığımızı belirtmemiz gerekiyor. Hazır modları kullandığınız anda görüntü kalitesi bozuluyor. OSD menüsünün kullanımı çok kolay. Ayrı ayrı renk kontrolüne imkan vermesi de çok iyi. Hazır modları kullandıınız takdirde ise, keskinlik veya saturasyon değerlerini ayarlayamıyorsunuz.
ASUS'un karşılaşabileceği en büyük sorunlardan birisi piyasada rekabetçi birkaç ürünün daha olması. ASUS'un ön plana çıkan en önemli özelliği sadece entegre webcam'e sahip olması. Örneğin, piyasada benzer fiyat segmentinde olan HP 24" PVL W2408H modeli, ayarlanabilir yüksekliği, pivot özelliği ve HDMI çıkışı ile kullanıcıları daha fazla cezbedecek özelliklere sahip.
Kısacası ASUS MK241H ortalama bir monitör ve kullanıcılarını memnun edecektir.
Akasa'nın geçen sene piyasaya sürdüğü Vortexx serisi ekran kartı soğutucusunun devamı olan Vortexx Neo, ilk versiyonundan farklı olarak geliştirilmiş özellikleri ile oldukça iddialı. Bakalım soğutucu büyük mavi gövdesi ve geniş uyumluluk listesi ile bu çıkışını gerçekten hak ediyor mu ? (more…)
AMD her ay yaptığı gibi Radeon ekran kartları için Catalyst sürücülerinin yeni versiyonunu yayınladı ve yeni sürücüler her zaman olduğu gibi bazı oyunlarda başarım artışı getirirken, bazı oyunlarda meydana gelen hataları düzeltecekler. Sürücüyle ilgili detaylar şunlar:
Ayrıca yeni güncellemeyle beraber şu oyunlardaki birtakım sorunlar giderilecekmiş: Assassin's Creed, Crysis, Frontlines: Fuel of War, Hellgate London, Rainbow Six Vegas 2, World In Conflict ve World of Warcraft.
AMD, 8.7 sürümü ile Catalyst yazılımına "Full Hardware Information" diye yeni bir bölüm ekliyor. Bu bölümde sistem takılı olan ekran kartıyla ilgili detaylı bilgilere erişebileceksiniz.
Catalyst 8.7 sürücülerini indirmek için bu bağlantıya tıklamanız yeterli.
Powercolor'un özel soğutmalı HD 4850 haberini yaptıktan sonra, mailimize Sapphire'dan da iyi haber geldi. Sapphire'ın özel soğutmalı Toxic modeli Ağustos ayının ilk haftası ülkemizde olacak.
Kart Zalman'ın VF-900 bakır soğutucusuna sahip. Saat hızları da yükseltilmiş. GPU/Bellek hızları 625/2000MHz yerine 675/2300 MHz. Bellek severler için standart 1GB modeli de gelecekmiş ama bir fark yaratacağını düşünmüyoruz. Kart Ağustos'un ilk haftası ülkemizde olacak. Toxic'in fiyatı 249$+KDV. 1GB model ise 279$+KDV.
Intel önümüzdeki günlerde karşımıza daha rekabetçi fiyatlarla çıkacak. Öyle ki şirket, dört çekirdekli bir işlemcisinin fiyatını ilk kez 200 USD'nin altına indiriyor.
Geçenlerde AMD'nin Phenom 9850 BE'nin (2.5 GHz) fiyatını 30USD kadar düşürerek 205 USD yaptığını söylemiştik. Sanırsak Intel de buna Core 2 Quad Q6600'ün fiyatını 193 USD'ye indirerek yanıt verecek. Bunun yanında tablodaki en büyük düşüş Core 2 Duo E8500'de görülüyor. Büyük ihtimalle 3.33 GHz hızındaki E8600 266$ fiyatla onun yerini alacak. Öte yandan listenin altında yer alan E8400 ve E7200'in fiyatları da ihmal edilemez düzeyde düşüyor.
Fiyatların bir-iki hafta içinde ülkemiz piyasasına yansımasını beklemeliyiz.
Powercolor geçtiğimiz haftasonu Antalya'da düzenlediği bayi toplantısında yeni ürünlerini tanıttı. Biz de bu etkinliği izledik ve 4800 serisinin ne olduğunu sunumlarla anlatmaya çalıştık. Malum herkesin gözü bu ürünlerde.
4850 ve 4870'in ortak problemi soğutma. Özellikle 4850'nin soğutucusu 'ben bu kart için yapılmadım' diye bağrıyor. 4870 biraz daha idare ediyor zira çift slot kaplıyor. Ancak kullanıcılar ateş parçası kartlar almaktan haklı olarak çekiniyor. Alanların yorumları da bu duruma katkıda bulunuyor. Şöyle diyeyim kartları çalıştırdıktan sonra sökmek isterseniz, bir süre beklemek gerekiyor çünkü karta dokunamıyorsunuz. Bu durum aslında 4800'e özel değil. Kartın tamamını kaplayan soğutucu tasarımlarında, ısınan soğutucu altında bulunan bileşenleri de ısıtıyor. Yani sadece GPU ve bellekler ısınmıyor, PCB ve diğer bileşenler de ısınıp toplamda el değmeyen bir kart sahibi yapıyor sizi. Aynı şeyi 9800GTX için de söyleyebilirim örneğin. O yüzden sadece GPU'yu efektif şekilde soğutan soğutucular bu etkiyi azaltıyor. Tüm PCB'yi kaplamadıkları için, kartın ısınmaması gereken yerlerini ısıtmıyorlar.
Powercolor'un çözümleri de bu mantıkta hazırlanmış. Daha önce editörün seçimi ödülünü vediğimiz, HD 3870'te kullanılan Zerotherm çözümlerini kullanmaya devam ediyorlar. Ancak o kadar düşük devirde gelmeyebilir. Test edince göreceğiz. GPU hızları ise biraz yükselmiş. 625MHz yerine 675MHz'e çıkılmış. Powercolor ayrıca 'RAM delileri' için 2GB 4850 de üretmiş. Elbette pazarlama stratejisi. RAM'e bakıp ekran kartı alanlar için bir yem.
Bunlara ek olarak su suğutmalı kartlar da göreceğiz. Powercolor bu iş için EK firmasıyla anlaşmış.
Bunlar haricinde overclock'lu 4870'ler de yolda. 800MHz GPU ve 3800 MHz bellek hızına sahip, Display Port destekli ürünler göreceğiz.
Eğer bu aya kadar sabrettiyseniz, önümüzdeki ay çok daha iyi ürünlere kavuşacaksınız. Sadece Powercolor değil, diğer firmaların da özel soğutuculu ürünleri piyasaya girecek. Elbette incelemelerini sitemizde bulabileceksiniz.
İtalyanca dilinde yayın yapan bir donanım sitesinde Nvidia'nın yeni üst düzey mobil GPU'larını resmileştirdiği yazılmış. Serinin yeni üyeleri Nvidia GeForce 9700M GT / GTS ve Nvidia GeForce 9800M GT / GTS / GTX.
Global piyasanın nabzını tutan NPD firmasının yayınladığı istatisliklere göre Nintendo Wii oyun konsolu ilk kez Xbox 360'ı satışlarda solladı. Wii çıktığı ilk günden beri 11,080,200 adet satarken, Xbox 360 10,465,900 adette kaldı. Sony Playstation 3 ise bu ikiliyi baya geriden takip ediyor.
Aylık Satış İstatistiği
Aylık satış bazında ise Xbox 360, Sony Playstation 3'ün bile gerisinde kalmış. Herhalde Microsoft'un popüler oyun konsolu günden güne çekiciliğini kaybediyor. İşin daha da ilginç tarafı taşınabilir konsollar bile bu ay Xbox 360'dan daha fazla satmış: Nintendo DS 783,000 ve PlayStation Portable 337,400.
En çok satan oyun ise Metal Gear Solid 4 oldu (PS3; 774,600). Onu 422,300 adet satışla Guitar Hero (Nintendo DS) ve 372,200 ile Ninja Gaiden II (Xbox 360) izliyor.
Biz Vista'yı yok şöyle bir eksiği var, yok fazlası var diye eleştirip dururken Microsoft, Windows Vista'nın satış rakamlarından memnun olsa gerek. Şirketin cuma günü yapmış olduğu açıklamada 180 milyon Windows Vista kopyasının satıldığını ve arzın giderek arttığını söyledi. Fakat TGDaily'nin yayınladığı bazı verilere göre talepte bir yavaşlama var.
Microsoft'un 1 sene içerisinde 60.42 milyar USD'lik satış gerçekleştirdi ve bu satışlardan 17.68 milyar USD kar elde ettiğini de belirtmeden geçmeyelim. Vista satışlarından elde edilen gelir şirketin yıllık karının %10'u kadar: 1.7 Miyar USD. Fakat bu satışların önemli bir bölümünün şirketlere yapıldığını bilmenizde fayda var.
Windows Vista çıktığı Ocak 2007'den beri 180 milyon adet kopya satmış. Şirketin yayınladığı rakamlarda ilk ayda 20 milyon, ilk 100 günde 40 milyon ve ilk altı ayda ise tam 60 milyon kopyanın satıldığı yazmakta. Bu rakamlara dikkat etmeliyiz çünkü satışlardaki ivme çok kısa bir süre içerisinde doğrusallaşmış (sonraki 12 ay boyunca yaklaşık 120 milyonluk satış). Bunun anlamı talebin sabit bir düzeyde kalması. Halbuki dünya üzerindeki birçok büyük şirket hala Windows Vista'ya geçmeyi düşünmüyor ve biz tüketicilerin büyük bir çoğunluğu da henüz Vista'ya geçmiş değiliz. Yalnız dizüstü bilgisayar satışları bazı kullanıcıların istese de istemese de Vista'ya geçmelerine sebep oluyor. O yüzden 180 milyon sayı olarak oldukça büyük ancak bundan sonra satışların azalan bir ivmeyle artacağını söylersek yanlış bir tahmin olmaz.
Biz ne dersek diyelim, Microsoft Windows Vista üzerinden beklediği karı elde ediyor ve 2010 yılının başlarında Windows 7 duyurulana kadar da bu durum böyle devam edecekmiş gibi görünüyor.
AMD'nin yeni duyurduğu Puma altyapısına sahip dizüstü bilgisayarlarını sattıracak en büyük nedenlerden biri de, AMD/ATI'nin Lasso kod adlı harici grafik çözümleri olabilir. Bilirsiniz güçlü grafik işlemcileriyle beraber gelen dizüstü bilgisayarları satın almak ve kullanmak işkence gibidir: Aşırı pahalıdırlar, ağırdırlar, fanları sürekli çalışmak zorundadır (gürültü yapar), pilleri 2 saat dayanmaz gibi… İşte Lasso bu dezavantajları ortadan kaldırmak için tasarlandı ve geçtiğimiz haziran ayında duyurusu yapıldı.
Lasso "ekran kartı kutusu" (resmi adı M88) ATI Mobility Radeon HD 3800 serisi bir grafik işlemcisine sahip (RV670) ve sadece Puma altyapılı bilgisayarlarda bulunan özel bir harici PCIe 2.0 bağlantısıyla (XGP konektörü olarak biliniyor) çalıştırılabiliyor. Daha sonra bu kutudan çıkan DVI bağlantısını evinizdeki herhangi bir LCD monitöre takabiliyorsunuz. İşte, dizüstü bilgisayarınızı sürekli yanınızda taşımak zorundaysanız, eve geldiğinizde hemen ekran kartı kutunuzu takıp oyun oynamaya başlayabilirsiniz. Gerçi 3800 serisi mobil grafik işlemcilerinin en az 1440 x 900 çözünürlükten başlayan (genel itibariyle 1680×1050) geniş LCD ekranlarda yüksek başarım sunup sunamayacağı tartışılır ancak ATI yakın bir zamanda, 4800 serisi ekran kartlarının temelini oluşturan ve şu an oldukça popüler olan RV770 grafik işlemcisine sahip M98 modelini çıkaracakmış. Böylece oldukça kullanışlı bir seçenek oluşturacağını söyleyebiliriz ancak bu kutuların pek de ucuz olacaklarını zannetmiyoruz. Gerek ek donanımlar gerekse de içindeki "mobil" grafik işlemcinin yüksek maliyeti nedeniyle 400-500 USD gibi fiyatları bekleyebiliriz.
Fudzilla, Fujitsu Siemens tarafından üretilmiş bir ekran kartı kutusunu fotoğraflamış. Yalnız, haberde bu kutuyu üreten ilk ve tek firmanın Fujitsu Siemens olduğu söyleniyor. Kutunun üzerinde çift USB girişi, HDMI ve DVI çıkışları ile XGP konektörü bulunuyor. Güç için ayrı bir adaptöre ihtiyaç duyuyor.
Bildiğiniz gibi SLI ile sadece Nvidia grafik işlemcilerini ve Crossfire ile yalnız ATI tabanlı grafik işlemcilerini bir araya getirip çalıştırabilirsiniz. Üstelik kullanacağınız yongalar farklı olmamalıdır. Hadi, her şeye katlanıp bir SLI veya Crossfire yapılandırması oluşturdunuz diyelim. Bu sefer de yapılandırmaya daha fazla kart eklediğiniz zaman çok az başarım artışı sağlayabilirsiniz. Hatta oyundan oyuna değişmek üzere (yapımcı firmanın Nvidia ve ATI ile yaptığı anlaşmalara bağlı olarak) çift ekran kartlı yapılandırmaların bile hiçbir işe yaramadığı da oluyor. İsrail merkezli LucidLogix firması bu meseleye kökten çözüm ürettiğini iddia ediyor.
Lucid, "Hydra" adını verdiği özel bir yonga üzerinde çalışıyor. Bu yonga sayesinde ister Nvidia isterse de ATI'den olsun arzuladığımız ekran kartlarını bir araya getirebilecekmişiz. Bu gerçekten büyük bir iddia ama şirketin şok eden iddiaları bununla da sınırlı değil. Sistemimizde kaç tane ekran kartı kullanılırsa kullanılsın "kayıpsız" ve hatta "olması gerekenden daha iyi" başarım elde edilecekmiş. Biraz daha açık olmak gerekirse sisteminizde aynı GPU'ya sahip dört ekran kartı kullanacaksanız, her oyun tam dört kat hızlı çalışacak. Yani, herhangi bir kayıp söz konusu olmayacakmış. Tamam, neredeyse kayıpsız başarım artışı yakalanabilir fakat "kayıpsızdan da öte" başarım artışı iddiası bize biraz gerçek dışı gibi geldi. Firmanın üçüncü iddiasına göre Hydra, her yongasetiyle uyumlu olacak.
Firmanın demek istediği kısacası şu: Örneğin X38 yongasetli bir anakart üzerinde bir GeForce 8800GT ekran kartınız varsa, Hydra yongası ve ilgili sürücüleri sayesinde bir ATI Radeon HD 4870 ekran kartını da ikinci yuvaya takıp, iki ekran kartının gücünden faydalanabilirsiniz (yuvaların bant genişliğini göz ardı etmemek lazım). Hem de neredeyse %100 verimle. Ayrıca oyun geliştiricilerinin bu teknoloji için özel kodlar kullanmasına da gerek olmayacakmış. LucidLogix, Hydra motorunun 2009'un ilk yarısında hazır olacağını vaat ediyor.
Firmanın söyledikleri gerçekte içimizi okşuyor ancak bunların şimdilik bir iddiadan öteye gidemeyeceğini hepimiz bilmeliyiz. Bununla ilgili tüm gelişmeleri izleyeceğiz.
Microsoft şirketi tarafından hazırlanan Windows programında güvenlik açıkları olduğunu tespit eden Emniyet, bu programı TÜBİTAK ve ODTÜ tarafından geliştirilen Pardus yazılımıyla değiştirmeye karar verdi.
AMD'nin son üç ayı yaklaşık 1 milyar USD zararla kapaması ve bunun hemen ardından başkan Hector Ruiz'in istifası firmanın geleceği adına bazılarımızı endişeye sevketse de bu durum firmanın yeni ürünler tasarlamasına engel teşkil etmiyor. Eğer bundan sonra grafik işlemcisi segmentinde olduğu gibi işlemci tasarım bölümünden de yeterince başarılı ürünler gelirse, ki geleceğine inanıyoruz, birkaç ay içinde şirket yavaştan bir toparlanma sürecine girebilir. Nitekim AMD'nin yeni CEO'su Dirk Meyer'in dediklerine göre gelecek kasım ayında şirketten Intel'in Atom'una karşı okkalı bir cevap gelecekmiş.
Halen tasarım aşamasında olan işlemcinin kod adı "Bobcat" ve 64-bitlik tek bir çekirdeği var. Aynen Intel'in Atom ve VIA'nın Nano işlemcisi gibi sadece internet aygıtları ve netbook gibi düşük düzey bilgisayarlar için hazırlanan Bobcat 1 GHz hızında piyasaya sürülecekmiş. Bu ürün hakkındaki diğer teknik detayları da şöyle sıralayabiliriz:
Intel Atom işlemcilerinin L2 önbellek kapasitesi 512KB fakat entegre DDR2 kontrolcüleri yok. Öte yandan bu işlemcilerin en hızlı modelinin harcadığı maksimum güç 2.5W. AMD Bobcat 5.5W daha fazla harcayacak gibi görünüyor. Bunun nedeni de aşağı yukarı belli aslında. Silverthorne ve Diamondville çekirdekli Atom işlemciler 45 nm üretim sürecinden geçirilirken, Bobcat büyük bir olasılıkla 65nm teknolojisiyle üretilecek. Yalnız Intel'in kuzeyköprüleri AMD'nin ürettiği kuzeyköprülerinden çok daha fazla güç harcıyor. Bu durumda her iki platform benzer güç tüketimlerine sahip olabilirler.
Her şeyi bir kenara bırakalım, Intel'den hala yeterli sayıda ve çeşitlilikte Atom işlemcisi göremiyoruz. İşlemci devinin bu konuda bir sıkıntısının olduğu ortada çünkü Asus Eee PC'lerin çoğu halen Celeron M kullanıyor ve HP Atom'dan şimdilik vazgeçip eski VIA C7 işlemcisine sahip ürünlerini piyasaya sürmeye devam ediyor. Eğer AMD de benzer bir sıkıntıyla karşılaşmazsa ultra-mobil PC segmentinin yeni hakimi olabilir ancak görüş bildirmek için henüz çok erken. Bakalım zaman bizlere neler gösterecek.
Bildiğiniz gibi, incelediğimiz ürünler bize tatmin edici geldiğinde onlara ödül verebiliyoruz. Geçen ay incelediğimiz High Power CoolMax 350 Watt güç kaynağı da uygun fiyatına karşılık getirdiği özellik ve performansıyla bizden bir fiyat/performans ödülü kapmıştı. Sanırım o aralar uykumda da fotoğraf çekip birkaç ürüne daha ödül dağıtmışım.
Yaklaşık 2,5 seneden beridir kullandığım bir dizüstü bilgisayarım var. Zamanının fiyat/performans yönüyle en güçlü dizüstü bilgisayarlarından biriydi. Fakat ısınma ve ses sorunları sebebiyle işimi yaparken biraz rahatsızlık duyuyorum. Hele geceleyin bir şeyler indirmek için açık bırakırsam fan sesi rüyamda kamyon sesine dönüşüyor Neyse ki teknoloji ilerledi, bileşenler küçüldü ve dolayısıyla ısınma ile güç tüketimleri azaldı. Dolayısıyla fanların sürekli yüksek devirde dönmesine eskiden olduğu kadar ihtiyaç yok. Geçenlerde laboratuarlarımıza işte bu en güncel donanımları barındıran dizüstü sistemlerimizden birisi konuk oldu: ASUS F8SN-240DV. Bu dizüstü yeni nesil 45 nm Core 2 Duo T8300 işlemcisi ve GeForce 9500GS ekran kartıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Şimdi bu ürün ne kadar başarılı hep beraber irdeleyelim.
Her gün AMD'den yeni gelişmeler ve atılımlar aktarıp duruyoruz fakat firma nedense sürekli değer kaybediyor. AMD bu çeyrekte de tam 1.189 milyar USD kaybetti ve bu kaybın 920 milyon USD'si ATI işlemleri sonucu gerçekleşmiş. İnternette yazan söylentilere göre tüm bu gelişmeler yıllar içinde adı firmayla özdeşleşen başkan Hector Ruiz'in istifasıyla sonuçlandı. Yeni CEO ve başkan koltuğuna Dirk Meyer getirildi. Hisse alım satımlarına ise ara verildi.
AMD, son üç ayı 1.309 milyar USD kazanç ve 1,189 milyar USD kayıpla kapadığını açıkladı. Bu kaybın 920 milyon Dolarının ATI'nin satın alınmasıyla ilgili olduğu söyleniyor. Geriye kalan 269 milyon USD'lik kayıp ise diğer işlemlerden kaynaklanıyor. Buna AMD'nin 200 mm silikon plaka altyapısı için yaptığı 190 milyon USD'lik harcamayı da eklerseniz toplam 450 milyon Dolarlık bir masraf ortaya çıkıyor.
AMD bundan önceki çeyreklerde de kayıplar yaşamıştı ancak hiçbirisi bu sonuncusu kadar büyük çaplı olmamıştı. Nitekim yılın ilk çeyreğinde şirket 1.456 milyar USD kazanç ve 358 milyon USD kayıp bildirmişti.
Bu son gelişmeler başkan Hector Ruiz için bardağı taşıran son damla oldu ve CEO görevinden istifa etti. Ortada yanlış bir anlaşılma yoksa Dirk Meyer firmanın yeni başkanı ve CEO'su olacak. AMD'nin bugün bu konuyla ilgili resmi açıklamayı yapması bekleniyor.
AMD'nin hisse başı değeri 5.30$'a kadar düşünce, hisse alım ve satımları da geçici olarak durduruldu. AMD, ürün kalitesi bakımından tam toparlanıyor gibi olduktan sonra oldukça üzücü ve düşündürücü bir gelişme bu. Umarız yapılacak açıklamada daha umutsuz mesajlarla karşılaşmayız.